Hayvanlarla konuşmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayvanlarla konuşmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2017 Çarşamba

Pea Horsley: Ya hayvanlarla konuşabilseydik?


Pea Horsley bir hayvan iletişimcisi. Videodaki İngilizce TEDx konuşmasını dinleyebilir veya aşağıda sizin için Türkçeleştirdiğim metni okuyabilirsiniz.
*********************************** 
Pea Horsley: Ya hayvanlarla konuşabilseydik? 
Hepimizin cep telefonları var. Peki size türler arası, pilinizi şarj etmeniz gerekmeyen, hiçbir ücret ödemeniz gerekmeyen bir başka türlü iletişimin mümkün olduğunu söylesem ne dersiniz? Zaten bu iletişim şekline sahipsiniz, hepiniz. Hepiniz hayvanlarla konuşabilirsiniz. Ama şaşırtıcı olanı onlar bize cevap verebiliyorlar. Onlarla sohbet edebiliriz.

10 Ağustos 2017 Perşembe

Duygu Şifresi

"Bu yazı reklam ve sponsorlu içerik içermektedir."


Hayvanlarınızın hayatını ve kendi hayatınızı Duygu Şifresi yöntemi ile dönüştürmeye hazır mısınız?


Duygu Şifresi (Emotion Code) 

Duygu Şifresi ile derin dokularınızda tutsak kalmış duygu enerjilerinden özgürleşebilirsiniz. Duygu Şifresi (Emotion Code) uygulaması, holistik hekim, konuşmacı ve Kayropraktör Dr. Bradley Nelson tarafından bulunmuştur. Duygu Şifresi, iç dünyanızdaki görünmez yüklerden kurtulabileceğiniz basit ve güçlü bir yoldur.

Duygu Şifresi çocukların dahi öğrenebileceği basit ve etkili bir yöntemdir. Eğer herkes bu yöntemi biliyor ve uyguluyor olsaydı dünya üzerindeki hastalıkların yüzde 90’ı kaybolur, savaşlar sona ererdi.”Dr.Nelson

Tutsak duygu enerjisi nedir?

Başımızdan geçen önemli olaylar bazı elektromanyetik enerjileri vücudumuzdaki dokularda hapseder. Böylece birtakım hislerimiz tutsak duygular haline gelir. Bu tutsak duygular ağrılara, organların kusurlu çalışmasına ve uzun süre kalırsa hastalıklara sebep olur. Tutsak duygular aynı zamanda düşüncelerimiz, seçimlerimiz ve başarılarımız üzerinde önemli etkiler oluşturur.

Anne karnındaki ilk gününüzden itibaren yaşadığınız her an bilinçaltınız her his, ses, tat, koku ve görüntüyü kaydeder. Bu kayıtlar vücudunuza giren her virüs, bakteri, mantar, tüm yaralanmalarınız, bütün düşünceleriniz, duygularınız ve her hücrenizin tarihini ve kapsar. Bilinçaltı vücudunuzda barınan herhangi bir tutsak duygunun farkındadır ve bunun fiziksel, duygusal ve zihinsel sağlığınız üzerindeki etkilerini tam olarak bilir. Hepsi bilinçaltında kayıtlıdır. Bu kayıtlara girmek kişiye bedeni ve sağlığı hakkında çok önemli bilgiler verebilir. Duygu Şifresi yönteminde tutsak duygu enerjileri bilinçaltından bulunarak çıkarılır ve silinir.

Tutsak kalmış duygular hem fiziksel, hem duygusal bir çok hastalığın ve ağrının görünmez sinsi sebepleridir.

            “Tutsak kalmış duygular acının en az yüzde 50’sini oluşturuyor.” Dr. Bradley Nelson

Önemli bilgi: Duygu Şifresi ile tutsak duygu enerjilerinin salınması doktor görüşü veya medikal tedavi yerine geçmez. Hastalığa sebep olan tutsak enerjilerin salınması vücudun kendi kendini iyileştirmesine ve tedaviye destek olur. Tutsak duyguların serbest bırakılması büyük bir huzur, içsel denge ve mutluluk getirir.

“Geleceğin doktoru hiç ilaç vermeyecek fakat hastanın vücudunun bakımı, beslenmesi, hastalığın nedeni ve tedbirleri ile ilgilenmesini sağlayacak.” Thomas A. Edison

Kalp duvarı nedir?

Dr. Bradley Nelson’ın yaptığı en önemli keşiflerden biri tutsak duygu enerjilerinin genellikle kalbin etrafında toplandığını bulmasıdır. Tutsak duygular özgür bir biçimde sevmemizi, kendimizi sevdirmemizi engelleyen bir “kalp duvarı” yaratır. Kalp duvarı yetişkinlerde görüldüğü kadar kalpleri hassas, açık ve incinmeye müsait çocuklarda da görülür. Kalp duvarı enerjilerini kaldıran çalışma sonrasında kişilerin sevgi alıp verebilme kapasiteleri büyük şekilde artar. Kişinin çocuklarının, ailesinin yaşamları tamamen değişir. Etkisi genelde birkaç hafta içinde kendini gösterir. Kişinin hayatı bir yıl sonra bambaşka olur. Kalp duvarı kaldırıldıktan sonra çoğunlukla bir daha geri gelmez.

Duygu şifresi'nin nasıl bir etkisi olur?

Yaşadığımız olayların izlerini terapilerle silmeye çalışsak da organlarımız olumsuz duygu enerjileriyle sarmalanmıştır, bunlar zamanın iyileştiremeyeceği yaralardır. Şu anki ilişkilerinizde farklı hissedip farklı davranmanıza, ve ilişkilerinizin bitmesine yol açabilirler. Tutsak duygular serbest bırakıldığında üzerinizden büyük bir yük kalkar ve hafif hissedersiniz.
Çalışma sırasında yıllarca dokularınızda kalan yoğun duygu enerjileri kas testi yöntemi ile bulunarak bir mıknatıs yardımıyla salınır. Bu duyguları bulmak için 60 negatif etki yaratan duygunun yer aldığı bir tablo kullanılır. Tutsak duygular salındıktan sonra kişi kendisini daha hafif hisseder. Kişinin hayatı üzerindeki olumlu etkisi bazen birkaç gün ile birkaç ay içinde ortaya çıkar. Hayatı dönüşmeye başlar.

Duygu Şifresi yöntemi hayvanlarda da kullanılabilir mi?

Dr. Bradley Nelson kitabında özellikle hayvanlardaki duygu şifresi kullanımına özel bir bölüm ayırmıştır. Hayvanlar insanlardan daha hızlı ve etkili bir şekilde duygu şifresi yöntemini kullanarak yaşadıkları kaza, ayrılık, ameliyat, doğum gibi travmalardan kurtulabiliyorlar. Daha fazla okumak için Duygu Şifresi kitabını okumanızı öneririm.

Duygu Şifresi kitabı

Dr. Bradley Nelson tutsak duygularla ilgili bu keşfini “Duygu Şifresi” adlı kitabında klinik çalışmaları sırasında kaydettiği gerçek olay örnekleriyle anlatmaktadır. Kitabın İngilizcesi www.emotioncodeoffer.com dan ücretsiz indirilebilir. 

Duygu Şifresi yorumları

“Benim Doğal Anneyim Blogu Yazarı Başak Pirtini ile tanışmam lohusalığımın ilk dönemine yani 2010 yılına denk geldi. O dönemde Doğal Anneyim facebook grubunu takibimle birçok önemli konudan Başak sayesinde haberdar olmuştum. İlgiyle grubun postlarını takip ediyor ve uygulamaya çalışıyordum. Sonrasında Başak ile yüzyüze tanışma fırsatım 2014 senesinde oldu. Son 3 senedir benim kişisel gelişimime ciddi faydası olduğunu düşünüyorum. Başak'dan destek alıyorum ve ciddi faydasını görüyorum.” 
Ebru Baykal, İnşaat Yüksek Mühendisi

************


"Evet Başakcığım bugün bana harika bir çalışma yaptı. Beden çok katmanlı bir oluşum ve duygu bedeni üzerinde çok pratik ve hızlı bir teknikle çalışıyor. Bilinçli farkındalık ve birçok enerji çalışmasıyla çok aşama kaydediyoruz. Olmayı seçtiğin katkı için varlığına minnet Başakcığım. En güzeli de uzaktan da çalışılabiliyor olması. Bundan daha iyi neler mümkün?"
Aynur Özdal, Access Bars Eğitmeni, Yaşam Koçu, NLP Uzmanı

************

“Başak Yaykın Pirtini ile duygu şifresi tüm hayatımı değiştirdi. Eğer sizde bazı sorunlardan muzdaripseniz duygu şifresi ve Başak Yaykın Pirtini çözüm için en iyi kombinasyon...”
Sinem Oktay, İç Mimar ve Feng Shui Uzmanı, www.sinemoktay.comhttps://m.facebook.com/SoFengShuiVeIcMimarlik/

************


"Hayatımda tanıdığım en olağanüstü kadın. Yine ilmek ilmek işlemiş birşeyler. Boş durmayı sevmez ve yaptığı herşey bir öncekinden daha da iyi olarak katlanarak büyür. Herkes gibi yaşamaz bir günün 24 saatini. O 24 saate neler sığdırdığını bir bilseniz hatta bazen uyku bile olmadan , aslında yaşamadığınızı fark edersiniz. Elimden gelse herkesin hayatına ondan bir parça koymak isterim (her ne kadar paylaşmayı sevmesem de :)) Bir insan herşey olabilir mi demeyin. Onu biraz takip edin ve onun neler olabildiğini ve sizi de nelere dönüştürebileceğini görün."
Hazal Başak Ö., İnşaat Mühendisliği Öğrencisi


Bilinçaltı hakkında daha fazla okumak için Petek Kitamura'nın bu yazısına bakabilirsiniz.
***************************
Bana ulaşabileceğiniz linkler:


Bilinçaltı Arınma ile ilgili:
Doğal Annelik ile ilgili:
Doğal Anneyim Blogu: http://dogalanneyim.blogspot.com.tr
Facebook Doğal Anneyim Sayfası: www.facebook.com/dogalanneyim
Facebook Doğal Anneyim Grubu: www.facebook.com/groups/dogalanneyim
Youtube Başak Pirtini Kanalı: www.youtube.com/channel/UCRoKVtaVHmA48DsvW6Iid_A
Bilgi için e-posta: dogalanneyim@gmail.com

Enerjik Su ile ilgili:
Enerjik Su websitesi: http://enerjiksu.blogspot.com.tr
Instagramda Enerjik Su: http://www.instagram.com/enerjiksu
Bilgi için e-posta: enerjiksu@gmail.com

Doğal yöntemlerle hayvan bakımı:
Köpekler ve İnsanları Blogu: http://kopeklerveinsanlari.com

Başak Pirtini'den e-posta ile haber almak için e-bültene üyelik: 

12 Aralık 2012 Çarşamba

ölen köpeğimle iletişim



Efe ölünce 4 yaşındaki kızım beni teselli etmek istedi. Dedi ki “Anne üzülme, tekrar köpek alırız, adını da Efe koyarız”. Ben de bu kadar üzüldüğümü gören kızlarıma açıklama yaptım. “Bizim bedenimizin içinde bir ışık var. Biz ölsek de ışığımız hiç bir zaman ölmüyor, sonsuza kadar yaşıyor. Biz ne zaman istersek Efe ışığı ile yanımıza gelebilir.”

Efe yaşadığı zamanlarda iki minik kızıma kötü rüya gördüklerinde “Efe’yi çağırın, o rüyanıza gelir, kötülere havlar, onları kovalar, sizi korur” derdim. Halen geceleri korktuklarında “ Efeeee, Efeeee” diye bağırır Efe’nin ışığını rüyalarına çağırırlar.

Her iki Efe isimli kurt köpeğim de harika birer dosttu. Doğaya dönme yolumda benim dönüşümümün başlangıcı oldular. İkinci köpeğim ölünce üyesi olduğum hayvan iletişimi grubuna (animal communication yahoogroups) ikinci Efe’nin bir resmini koyup hiç bir detay vermede ani ölüm sebebini sordum. Resimler zamanın durmuş halinin koordinatları olduğundan resme bakarak canlı ya da ölmüş varlıklarla iletişim kurmak mümkün. Bunu hayvanlarla iletişim bloglarımda anlatmıştım. Öldükten sonra Efe ile gruptaki gönüllüler tarafından yapılan aşağıdaki konuşmalar beni o kadar etkiledi ki ölümün bir son olmadığını bana tekrar hatırlattı. Belki bir gün Efe’nin ışığı tekrar bedenlenerek bu hayatta tekrar bana gelir.

Hayvanlarla iletişim grubundan gelen Efe ile konuşma mesajları:
“Merhaba, Efe çok çok yakışıklık bir köpek. Onunla iletişime geçmeye çalıştığımda beni en çok etkileyen, sanki bir duvarmışcasına, onun etrafında hissettiğin suçluluk ve büyük üzüntü. Onları kaybetmenin, hele onları henüz tüylerini okşamaya doyamadan aniden kaybetmenin şokunun ne kadar zor olduğunu biliyorum. Biliyorum ki yapabileceğin herhangi bir şey, ya da daha fazla bir şey olup olmadığını, veya neyi eksik yapmış olabileceğini öğrenmek için,  için içini yiyor. Acaba bir şeylerin yolunda gitmediğini farketmek için gerçek hayat ile çok fazla mı meşguldün? Ve şimdi hissediyorsun ki ona daha iyi bakmadığın için aniden öldü.

Peki.

Bunlar hakkında hiç bir suçluluk duygusu hissetmen gerekmiyor. Eğer tahmin ettiğim kadar çok onu sevdiysen, onu önemsememiş olacağını hiç düşünemiyorum. Kuvvetli bir şekilde hissediyorum ki, Efe ile ilgili ne oluyorduysa, Efe onu göğsüne yakın tuttu. Senin bilmeni istemedi. Hissediyorum ki, Efe’nin ölüm zamanı sırasında senin kafanda pek çok üzüntü vardı ve o seni daha fazla yormak istemedi. Onun başına gelen şey KENDİ seçimiydi, herşey için en iyisi olduğunu düşündüğüydü. Bu kararının senin için bu kadar yıkıcı bir etki yaratacağını düşünmemişti. Ve onun en büyük pişmanlığı şu, senin bütün üzüntülerini yüklenebilme gücünü hafife almıştı. Bu söylediklerine göre, onun yaptığının her şey için en iyisi olduğunu düşünüyorum. Hayatındaki olaylar teker teker çözümlendikçe daha fazla anlayış deneyimleyeceksin ve farkedeceksin ki bir şeylerin gerçekleşme yolu aslında olabilecek en iyi şekilde olmuş.” Allison (Avustralya)

“Ben onun yapması gereken bir şey olduğu hissini alıyorum. Biliyorum çok fazla yardımcı olamıyor bu ama tüm hissettiğim bu. Kişisel bir şey değildi, sadece yapması gereken bir şey vardı. Kaybına çok üzüldüm ve yapabilseydim seni kucaklar ve içindeki tüm üzüntüyü atana dek ağlamana yardımcı olurdum.” Happy Amber

“Ben çok hızlı gelişen bir türlü kalp sorunu hissediyorum. Fakat kesin kalp ile ilgili. Umarım bu yardımcı olur.” Sharon

Sonuç olarak, veteriner hekimimiz Efe büyük ihtimal kalpten gitmiştir, öyle duygusal üzüntüden kendini kapatıp gitmez gibi anlamsız bir şey söyledi. Yukarıdaki mesajlar Efe’nin algısının ne kadar açık ve hisli olduğunu doğruluyor L Ben kalbinin üzüntüden sıkıştığını düşünüyorum. Bir dost kazanmak çok zor ama kaybetmek çok kolay. Her an her şey olabiliyor, ancak gidenlerin arkasından tekrar onlarla iletişime geçebilmek inanılmaz bir şey. Gruptan gelen mesajlar beni duygusal olarak çok rahatlattı. Umarım yakında Türkiye’de de köpeklere sadece fiziksel hastaları olarak bakmayacak, onların duygusal ve ruhsal derinliklerini görebilen ve hayvan iletişimcileri ile birlikte muayenehanelerinde çalışan, bizi doğal bakım ve doğal beslenme konularında daha iyi anlayabilecek holistik veteriner hekimler olacak.
Hayvanlar ile telepatik iletişim konusunu merak edenler diğer bloglarıma bakabilirler.

Şimdi ne mi yapıyorum? İki kızımın köpek almak için hayvan bakabilecek yaşa gelmelerini bekliyorum. Bir yandan da köpek ve annelik bloglarımı yazıyorum :)

Köpeklerimizle birlikte uzun, sağlıklı ve mutlu bir yaşam dileklerimle…

21 Nisan 2011 Perşembe

Holistik veteriner hekimlere ihtiyacımız var!

"Bu yazı reklam ve sponsorlu içerik içermektedir."

Alternatif terapiler Türkiye'de oldukça yaygınlaştı. Hayvanlarımızı emanet ettiğimiz veteriner hekimlerimizi ve veteriner hekimlik okumak
isteyenleri holistik yolda ilerlemeye davet ediyorum.

Holistik tıp vücut enerjisinin kendi kendini dengelemesine yardımcı oluyor. Böylece zihinsel, duygusal ve fiziksel rahatsızlıklar iyileşiyor. Holistik veteriner hekimlik kavramını ilk defa olarak hayvanlarla iletişim kuran Amelia Kinkade'nin kitabından gördüm. Bu konudaki bloglarımı okuyabilirsiniz. Araştırınca hayvanları kurtarma, yardımcı köpekler yetiştirme derneklerinde çalışanlar geleneksel tıp yerine alternatif ve doğal tedavileri kullanıyorlar. Böylece hayvanlar hastalıktan uzak ve çok sağlıklı nesiller yaratabiliyor.

"Holistik veteriner hekimlik" nasıl oluyor?
- Hayvan davranışları konusunda uzman
- Hayvanlarla iletişim yapan ya da yanında bir hayvan iletişimci ile çalışan (ör. hasta hayvana nesi olduğunu telepatik olarak soruyorlar, teşhisi kolaylaştırıyor ve destekliyor)
- Doğal beslenme öneren (kuru ve ıslak mama yerine çiğ beslenme, ev yemekleri taraftarı)
- Aşılara yan etkilerinden dolayı sıcak bakmayan, uygulamasını yapmayan (yerine nosode ve homeopatik ilaçları kullanan)
- Homeopatik ilaçları kullanan veteriner hekimler oluyorlar (Kendisi veteriner hekimlik üzerine homeopati kursu almış)

Yurt dışında okuma fırsatı olanlar için temel biyoloji ya da kimya üzerine 4 senelik veteriner hekimlik okulunda holistik veteriner hekimlik dersleri almak mümkün. Sonrasında holistik veteriner hekimler yanında staj bunun devamı.

Hayvan davranışlarını mutlaka veteriner hekim olacakların bilmesi gerekir. Türkiye'de köpek davranışları üzerine çalışan Prof. Tamer Dodurka'nın kitaplarına bakabilirsiniz. Ayrıca pozitif köpek eğitimi konusunda Türkiye'de çalışan ve köpek eğitmeni yetiştiren Stardogs ile iletişime geçebilir, eğitimlerini alabilirsiniz. http://www.stardogs.web.tr/

Homeopati konusu da yurt dışında çok yaygın bir dal. Homeopatik ilaçlar 200 senedir kullanılıyor. Özellikleri doğal mineral, bitki gibi maddelerden üretilmiş olmaları ve çok seyreltik olmalarından dolayı hızlı etki gösterip yan etkilerinin olmaması. Aklınıza gelen tüm hastalıklar için bir homeopatik ilaç var. Tüm bunlar 5000 maddelik Materia Medica adlı kitapta toplanmış. Türkiye'de bunomeopati kurslarını doktorlara ya da aile içinde kullanmak için halka açık yapanlar var. İzmir'de kurulmuş bir homeopati derneği var. Google'da çıkıyor. (Güncelleme 01.01.2014-En son İstanbul Teknik Üniversitesi de homeopati kursları vermeye başladı)

Bir de online homeopati kursları var. Ben 9 senedir bu kursu veren 30 senedir bu konuda çalışan Amerikalı Sheri Nakken adlı bir hemşireden temel homeopati eğitimi aldım. Akut hastalıklar için çok faydalı oluyor. Tabii kronik hastalıklar için profesyonel bir homeopata gözükmek gerekir. Ancak hayvanlar üzerinde de oldukça etkili oluyor bu ilaçlar. Veteriner hekimler de yurt dışında kullanıyorlar. Oldukça tatmin edici, 4-6 ay süren bütçenize uygun online temel homeopati eğitimi için: www.wellwithin1.com/homeo.htm . Ayrıca aşıların tehlikeleri, çocuk hastalıklarında homeopati kullanımı konusunda da diğer online eğitimleri var.

Holistik veteriner hekimlik yurt dışında çok yaygın. Türkiye'de de yavaşça duyulmaya başlandı. Umarım yakın gelecekte kuru mama tavsiye eden, bolca aşı yapan ve doğal ilaçlar kullanmayan geleneksel okullu veteriner hekimlerin yerini holistik veteriner hekimler doldurmaya başlar.

Veteriner hekimlik harika ve çok kıymetli bir meslek. Bugün kimya okumamış olsaydım, kesinlikle yukarıdaki şekilde yapmak isteyeceğim bir konu. Bu yolu takip etmek isteyen veteriner hekimlerimize ufak bir uyarı size karşı olan veteriner hekimlerle mücadeleniz devamlı olacaktır ;)

Veteriner hekim adaylarına ve hayvanlarımızı emanet ettiğimiz veteriner hekimlerimize "holistik veteriner hekim" olma yolunda başarılar diliyorum.

06.02.2017 Güncelleme: Bu yazım yayınlandıktan sonra aşağıdaki yorumlarda holistik veteriner hekimlik yapan kişilerin kontakları eklenmeye başladı. Bu çok sevindirici. Ben de aşağıda bu konuda yardım alabileceğiniz kişi ve kaynakları ekliyorum:

Dr. Homeopat Veteriner Hekim Banu T. Kantarcıoğlu
(Veteriner Homeopati Derneği www.veterinerhomoopati.org.tr,

IAVH-International Association of Veterinary Homeopathy Türkiye Temsilcisi,
https://www.homeopatiklinik.com/dr-vet-hek-banu-t-kantarcioglu)
City-Vet Veteriner Kliniği Bağdat Cad. No: 484 A/1 Suadiye İstanbul
T: 0216 410 09 76-78
Not: Telefonla diğer illerden İzmir, Ankara ve Kayseri'deki homeopat veteriner hekimlerin bilgilerine ulaşabilirsiniz.


Online Homeopati eğitimi almak için (sertifikasız):

Vitamingiller Podcast – Homeopatiye Giriş – 01 | vitamingiller
Vitamingiller için ilk iki sezonun çekimlerinde ben de yardımcı oldum.


Sertifikalı eğitimler için lütfen Veteriner Hekimler Odası ve Homeopati Derneği ile görüşünüz.

Yararlı kaynaklar:
American Holistic Veterinary Medical Association - http://www.ahvma.org/

17 Ekim 2008 Cuma

Hayvanlarla konuşmak -7- Hayvan psişiği Amelia Kinkade


Hayvanlarla telepatik iletişim kuran binlerce kişi var. Bunlardan birisi olan Amelia Kinkade kitaplarında hayvanların iç dünyasının ne kadar duygusal, komik ve dürüst olduğunu anlatıyor. Bu blogumda aşağıda hakkında bilgi verdiğim ünlü hayvan iletişimcisi Amelia Kinkade’den hikayelere yer vermek istiyorum.

Turuncu sopa
Amelia bir gün evinden yukarı sokaktaki bir pet shopta iki tane Macaw papağanı ile karşılaşmış. Cosmo mavi-sarı renklerde, arkadaşı Carlos ise yeşil kanatlı iki macaw. Amelia her gün kafeslerinin önünden geçerken evlerinden bu kadar uzakta olan bu iki papağana ne konuşacağını bilmeyerek üzüntü duygularını yolluyormuş. Daha konuşkan olan Cosmo’ya her seferinde en favori yiyeceğini soruyor, cevap olarak “turuncu sopa” geliyormuş. Kafesine bakıp çekirdekler dışında yiyecek bir şey olmadığını görünce “ne yemeyi seviyorsun” diye soruyor, ancak yine Cosmo’dan neden anlamıyorsun gibi şaşkın bir “turuncu sopa” cevabı geliyormuş. Bu yaklaşık 1,5 sene hep böyle devam etmiş. Herhalde Cosmo benim hep aynı soruyu soran bir aptal olduğumu düşünmüştür diyen Amelia bir gün yine dükkana girdiğinde Carlos’un gitmiş olduğunu farketmiş. Cosmo’ya sorunca ondan Carlos’un kafesinin sürüklenerek dükkanın dışına çıkartıldığının zihinsel resimlerini algılamış. Cosmo’ya Carlos’un iyi bir eve gittiği ve mutlu olacağı temennilerini yolladıktan sonra tekrar aynı soruyu sormuş. “En favori yiyeceğin ne?”. “Turuncu sopa”. Bu sefer bir çözüm bulmak için “Bana resmini gösterebilir misin?” diye sormuş. Cosmo hemen ağzında büyük bir dilim havuca benzer bir nesnenin resmini iletmiş. Belki 100. defa ne olduğunu merak eden Amelia, papağana “Sizi turuncu çekirdek kaplı sopalarla mı yoksa havuç dilimleri ile mi besliyorlar?” diye sormuş. “Hayır! Hayır! Turuncu sopa”diye diretmiş. Cosmo Amelia’yı korkutan bir hareketle gözlerini ona dikerek bir anda kafesin kenarına doğru zıplayıp aşağıya inmiş ve ağzında bir insan bebeği diş çıkarma oyuncağı ile yukarı çıkmış. Bir ayağı ile oyuncağın halkasından tutmuş, ağzıyla da plastik halkanın ucuna takılı renkli anahtarlardan mavi, sarı, kırmızıyı becerikli bir şekilde ayırmış. Turuncu parçaya gelince gagası ile onu tutup, Amelia’ya doğru eğilerek, bir yandan gözlerine bakmış ve suratına bu parçayı sallamış. Turuncu plastik oyuncak gerçekte büyük bir araba anahtarına benziyor ve turuncu kalın bir havuçu dilimini andırıyormuş. Cosmo “Turuncu sopa!” diye tekrar etmiş. Dizlerinin bağı çözülen Amelia bu gösteri karşısında nerdeyse bayılacak gibi olmuş.

Amelia şimdiye kadar yıllarca hayvanlarla iletişim kurmuş olmasına rağmen papağanlar kadar telepati sırasında ne hakkında konuştuklarını uygulamalı gösteren canlılarla karşılaşmadığını ifade ediyor. Frankfurt’ta bir workshop sırasında yine büyük bir papağan ve sahibi çalışmaya konuk olmuş. Grup zihinsel olarak papağana sorular sorup cevaplarını tartışırken kuş sahibinin kolunda sakince duruyormuş. Grup “Evdeki diğer kuşun nesi var? Bir sorunu var. Nedir?” diye sorunca papağan birden çıldırmış, etrafta bir tur uçup tekrar sahibinin koluna dönmüş. Öyleki herkes bir anda beklenmeden olan bu hareket karşısında çığlıklar atmış. Evdeki kuşun problemi uçamamasıymış. Bu durum papağanı o kadar üzüyormuş ki soruya cevap vermek için uygulamalı göstermiş. Belki bu size o anda tesadüf diye gelebilir. Ancak çalışmanın devamında bir katılımcı kaplumbağasını getirmiş. Grup kaplumbağaya kızgın olduğunda ne yaptığını sormuş. Bumerang uçuşundan sonra sakince oturan papağan gruba sorunun cevabını alabilmeleri için bir kaç dakika verdikten sonra bir anda havalanmış, kapalı bir pencereye doğru uçmuş, cama çarpıp yere çakılmış. Sahibi papağanın herkesi korkutan bu hareketi önceden hiç yapmadığını söylemiş. Neyseki papağan ayağa kalkmış, bu sırada kaplumbağanın sahibi de ayaklanmış ve büyük gizemi çözmüş. Kaplumbağa ne zaman stresli olsa akvaryumunun duvarına kafasında izler olana kadar vuruyormuş. Papağan aslında grubun kaplumbağaya sorduğu soruları anlamakta kalmamış, cevabı onun yerine uygulamalı olarak göstermiş.

Kitapta Amelia köpekler, kediler, atlar, fareler, kertenkeleler, egzotik hayvanlar ve böceklerle kurduğu inanılmaz iletişimleri ve şaşırtıcı bilgileri oldukça eğlenceli ve akıcı bir dil ile aktarıyor. Benim en çok anlatmaktan hoşlandığım bir hikayesi de kedisi ile ilgili.

Amelia kedisinin dışarıda dolaşması için her gün bir yeri açık bırakıyor. Ancak geri dönmesini merak ettiği için kedisiyle her gün işten dönüşte akşam saatinde kapı önünde buluşma konusunda anlaşıyor. Bu anlaşma düzgün işlerken bir gün Amelia işe gitme yolunca normalde kendisi ile bu şekilde iletişime geçmeyen kedisinden acil ve heyecanlı bir mesaj alıyor. “İstilacılar, istilacılar! Çabuk”. Acilen yolunu trafikte değiştiren Amelia soluğu evin kapısında kedisi onu beklerken alıyor. Evdeki istilacının çıkabileceği kadar bir müddet kapıda ses yapıp bekledikten sonra korkarak içeriye giriyor. Evde kimsenin olmadığını gören Amelia mutfağa geldiğinde kedisi hemen yemek kabına koşuyor. Kabın içindeki mamada gezen yüzlerce karıncayı gören Amelia durumu anlıyor. Karıncalar evini istila etmiş! Kedisine “sen karıncaları yemeyi seversin, neden bunları yemedin?” diye soruyor. Kedisinin cevabı ise çok komik “Çok fazla sayıdalar”. Hayvanların da ciddi bir mizah duygusuna sahip olduklarını düşünmek yanlış olmaz değil mi?



Bir hayvan iletişimcisi
“Amelia Kinkade”


Kitaplarını büyük bir keyifle okuduğum Amelia Kinkade, uluslararası tanınmış bir hayvan iletişimcisi (animal commnicator). Pek çok veteriner hekim, hayvan kurtarma ve koruma dernekleri ve hayvan severler tarafından insanlarla hayvanlar arasında iletişim kurma yeteneği ile takdir ediliyor. 2002 yılında, Buckingham Palace’ta Kraliçe Elizabeth’in ve Prens Charles’ın atlarına çeviri yapmak üzere bulundu. Kinkade, Amerika’nın ilk 100 psişiği arasında yer alıyor. Yeteneği ile New York Times, Chicago Tribune, London Sunday News, ABC online gibi yüzlerce magazin, gazete ve VH1, BBC News gibi haber kanallarına konu olan Kinkade ABD, İngiltere, Avrupa, Afrika ve Avustralya’da pek çok canlı yayına çıkmış. Halen Kuzey Hollywood’da yaşayan Kinkade tüm dünyadan hayvan sahiplerinin hayvanları için iletişimlerini gerçekleştiriyor.

Kitapları (Henüz Türkçe’leri yok):Straight from the Horse’s Mouth: How to Talk to Animals and Get Answers, 2005 “Direk Atın Ağzından: Hayvanlarla Konuşmak ve Cevap Almanın Yolları”

The Language of Miracles, 2006 “Mucizelerin Dili”

Diğer hayvanlarla iletişim kitapları:
"Animal Talk" Penelope Smith, 2004
"Sonya Fitzpatrick the Pet Psychic: What the Animals Tell me" 2004
"Spoken in Whispers: The Autobiography of a horse whisperer" Nicki Mackay, 1999
"Talking with the animals" Patty Summers (Animal Communicator), 1998

Hayvanlarla iletişim kuranların web siteleri:
http://en.wikipedia.org/wiki/Amelia_Kinkade
http://www.ameliakinkade.com/
http://www.animal-com.com/animalcom_us/talk_1.htm (Fransa'daki bir grup hayvan medyumu, aralarında Penelope Smith ve ünlü diğerleri var)
http://www.animalcommunicator.net/
http://www.sonyafitzpatrick.com/default.aspx (Amerika'nın en çok bilinen Pet Psyhic TV şovunu yapan hayvan medyumu)
http://www.animalsinourhearts.com/commune/resourc1.htm http://www.animaltalk.net/dolphin.htm (Penelope Smith bu konuda en çok konuşulan isimlerden)

Hayvanlarla iletişim yahoogrupları:
Hayvanlarla iletişim kuran diğer kişilerle, bu işi profesyonel olarak yapanlarla aşağıdaki gruplar vasıtasıyla iletişim kurabilirsiniz. Gruplardaki hayvanların resimlerini kullanarak çeşitli egzersizler yapabilir ve gruplara kendi hayvan resimlerinizi yollayarak gönüllü okuma yapmalarını isteyebilirsiniz. Bir seferinde gruptaki iki kişi benim için kedimlerim Maviş ve Boncuk ile iletişim kurmuşlardı.

http://pets.groups.yahoo.com/group/animalcommunication/ (17.10.08 itibariyle 2349 üyesi var)
http://pets.groups.yahoo.com/group/AnimalCommunications/ (17.10.08 itibariyle 863 üyesi var)

Hayvanlarla konuşmak -6- Fotoğraflardan iletişim

Hayvanlarla iletişim kurmanın teorisi, kendi deneyimlerimi, iletişim kurma yöntemlerini, dinlemeyi, sorulabilecek soruları okuduysanız dünyadanın herhangi bir yerindeki hayvan ile nasıl iletişim kurabileceğinizi de merak ediyor olabilirsiniz. Fotoğraflar hafızamızdaki anılarımız gibi, zamanın donduğu anlardır. Hiç bir saniye bir sonraki ile aynı değildir. Devamlı bir değişim vardır. O yüzden bir fotoğraf o anın karakteristik kodlarını içinde barındırır, bizi çekildiği ana götürebilir.

Hayvanlarla fotoğrafları aracılığıyla iletişim kurmakFotoğraflar zamanda dondurulmuş bir anın kuantum hologramıdır. Bunun için kuantum hologramını açıkladığım bloglarıma bakabilirsiniz. Hayvanlarla fotoğraflarına bakarak da iletişim kurabilirsiniz. Bunun için hayvanın canlı olması gerekmez. Geçmişte yaşamış bir hayvanın da fotoğrafına bakarak onun zamanda bıraktığı hologram izlerini okuyabilir ve geçmişi ile ilgili iletişime geçebilirsiniz.

Fotoğraftan iletişime geçmek için ilk önce hiç bilmediğiniz hayvanlardan başlayın. Hayvanın sahibi olması sorularınızın cevaplarını kontrol etmeniz açısından önemli. Başlangıç olarak “en favori yiyeceğin ne, yatağın ne renk, yemek kabın ne renk” gibi temel sorular sorun. Daha sonraya çözüm bekleyen soruları saklayın.

Hayvanın size en çekici gelen, en yoğun hisleri veren resmine bakın. Hayvanın gözleri resimde belirgin olsun. Gözler ruha giden pencerelerdir. İletişim için önceki Hayvanlarla konuşmak bloglarımda anlattığım iletişim rehberi ve hayvanları dinlemeyi öğrenmekteki yöntemleri izleyin. Anlatıldığı şekilde zihninizi boşalttıktan sonra kalbinizden hayvana doğru giden bir gümüş ışık ve sevgi demeti ile köprü kurun. Sonra sorularınızı sormaya başlayın. Eğer seçmiş olduğunuz resimdeki hayvan artık yaşamıyorsa aşağıdaki soruları sorabilirsiniz.

Şimdi kiminle birliktesin?
Dünyadaki son günlerin hakkında neler hissettin?
Nasıl öldüğünü bana anlatabilir misin?
Sahibin senin çok mu erken dünyadan ayrılmana izin verdi?
Sahibin seni dünyada istediğinden daha mı uzun tuttu?
Seninle birlikte başka hayvanlar var mı?
Şimdiki dünyan nasıl gözüküyor? Neye benziyor?
Zamanının çoğunluğunu nasıl geçiriyorsun?
Bir işin var mı?
Dünyadaki hayatının amacı neydi?
Dünyadaki en favori aktiviten neydi?
Seni seven insanlara hangi dersleri öğretmeye çalışıyordun?
Tekrar geri dönmeyi planlıyor musun? Ne zaman?
Yeni vücudun nasıl gözükecek?
Sahibin için bir mesajın var mı?
Sahibini sık sık ziyaret ediyor musun? Ediyorsan, ne zaman?
Dünyadaki hayvanlara yapılan davranışlar hakkında nasıl bir öneride bulunabilirsin?
Hayat ve ölüm hakkında bize ne öğretebilirsin?

Kendinize bu soruları sorarken düşünme zamanı vermeyin, aklınıza ilk gelen cevabı yazın. Kuvvetli duygular ve hisler doğru bir iletişim kurduğunuzu gösterir. Diğer bir noktada cevapların gelme hızını, bir anda cevaplarda yığılma gibi hissedebilirsiniz. Sorularınız bittiğinde ve hayvan ile aranızda kurduğunuz kalbinizden çıkan gümüş ışık demetini kesin. Sonra tüm bedeninizin üzerine parlak beyaz yıldızların aktığını ve sardığını hayal edin, böylece hayvanın üzerinizde bırakacağı duygulardan temizleneceksiniz.

Kaynak: Amelia Kinkade, The Language of Miracles, 2006.

Not: Sıradaki blogumda size kitaplarını büyük bir keyifle okuduğum Amelia Kinkade’yi ve hayvanlarla iletişim konusunda bilgi edinebileceğiniz diğer kaynakları anlatacağım.

Hayvanlarla konuşmak -5- Hayvanlara sorabileceğiniz sorular

Hayvanlarla iletişim kurmak harika bir şey. Bunu çoğumuz zaten gündelik olarak onlara dokunarak, severek, konuşarak yapıyoruz. Onlar da bize sevgilerini çeşitli sesler çıkartarak ve beden dilleri ile gösteriyorlar. Biraz egzersiz yaparak tüm bunların yanında beyinlerinden geçen düşünceleri ve esas duygularını da hissetmeyi öğrenebiliriz. Böylece iletişimimiz kuvvetlendirebilir ve onlara daha mutlu olacakları bir ortam sunabiliriz. Önceki bloglarımda yer alan egzersizlerle derinleşmeyi ve dinlemeyi öğrendikten sonra iletişim kurmak istediğiniz hayvana aşağıdaki soruları sormaya başlayabilirsiniz.

Hayvanlara Sorabileceğiniz Sorular

Aşağıdaki soruları hepsini bir seferde sormaya çalışmayın. Bunun için çok fazla soru var. Sadece 2-3 tanesini seçerek başlangıç yapın ve ne cevap aldığınızı görün. Sonra başka bir zaman bir kaç tane daha deneyin. Bu soruları farklı hayvanlarla deneyebilirsiniz. Kendinizi tanıştırmayı ve hayvana sizinle konuşmak isteyip istemediğini sormayı unutmayın. Konuşmanız bittiğinde hayvana her zaman teşekkür edin.

Tüm hayvanlara yönelik sorular:

Sokakta, hayvanat bahçesinde gördüğünüz her türlü hayvana, kuşlara hatta böceklere sorular sormayı deneyin. Egzotik hayvanlar özellikle çevre ve dünya hakkında konuşmaktan hoşlanırlar.

Neden hoşlanırsın?
Neden hoşlanmıyorsun?
Diğer hayvanlardan hoşlanıyor musun, yoksa sadece senin türünden mi hoşlanıyorsun?
En iyi arkadaşların kimler?
Hangi insanları özellikle seviyorsun?
Sahibine ya da bana özellikle anlatmak istediğin bir şey var mı?
Çocuklardan hoşlanıyor musun?
En favori aktiviten nedir?
En favori yerin neresi?
En favori oyuncakların neler?
Kaç yaşındasın?
Uyumak için favori bir yerin var mı?
Yaşadığın ev neye benziyor?
En favori yiyeceklerin neler?
Oynamayı mı suya girmeyi mi seviyorsun?
Davranışların nasıl?
İsmini seviyor musun?
Kişiliğini, karakterini tanımlar mısın?
Seni korkutan şey nedir?

Köpeklere yönelik sorular:

Köpekler diğer hayvanlar ve kedilerden farklı olarak insanlara, sahiplerine bağımlıdırlar. Onlarla çoğunlukla konuşurken en favori aktivelerinin kumsalda yürüyüş, en favori yiyeceklerinin hamburger olduğu gibi konulardan bahsederken heyecanlarını hissedebilirsiniz.

En favori yiyeceğin nedir?
En favori ödül yiyeceğin nedir?
Favori oyuncağın neye benziyor?
Evde başka köpek var mı?
Eğer varsa neye benziyor, diğer köpeğin rengi ne?
Hangi boyutta, şekilde, türde?
Büyük mü, küçük mü? Erkek mi, dişi mi? Nasıl kokuyor?
Diğer köpek hakkında ne hissediyorsun?
Evde başka köpek yoksa, kendine arkadaş ister misin?
Birini özlüyor musun?
Başka bir köpeğe aşık mısın?
Bu köpek neye benziyor?
Bu köpeği nerde görüyorsun?
Bu köpeği sık sık görüyor musun?
Kediler hakkında ne hissediyorsun?
Evde kedi var mı?
Evde kedi varsa içeride mi, yoksa dışarıda mı?
Kedi ne renk?
Bu kediye nasıl hitap ediyorsun?
En sevdiğin aktivite ne?
Bu aktiviteyi sık sık yapıyor musun?
Yatağın ne renk?
Evdeki en favori uyku yerin neresi?
Bir işin var mı?
Sahibin ile ilişkin nasıl?
Sahibin seni rahatsız eden ne yapıyor?
Arabada gitmekten hoşlanıyor musun?
Diğer köpeklere karşı arkadaş canlısı mısın?
Yürüyüş için nereye gitmekten hoşlanıyorsun?
Sahibine ya da bana özellikle anlatmak istediğin bir şey var mı?
Hiç plaja ya da denize gittin mi?
Hiç göle gittin mi?
Eğitim sınıfına gittin mi?
Tatile gidiyor musun?
Dışarıda sana özel bir bahçen var mı? Neye benziyor?

Diğer sorulabilecek sorular:

Köpekler dışında başka bir hayvana sevgi duyuyor musun?
Bu hayvan ya da insan neye benziyor?
Onlara nasıl hitap ediyorsun?
Sahibin ne iş yapıyor?
Sahibinin dışında başka hangi insan senin favorin?
Bu kişi kaç yaşında?
Bu kişinin saçı ne renk?
Çocuklar hakkında ne hissediyorsun?
Hiç yavruların oldu mu?
Yavrun veya yavru yerine geçecek kedi veya oyuncak hayvanın olsun ister misin?
Favori yürüyüşlerinde ne görüyorsun?
Sahibin diğer köpeklerle iletişimin konusunda ne düşünüyor?
Seni ne kızdırır?
Seni ne korkutur?
Acın var mı?

Kedilere yönelik sorular:

Köpeklerin sahipleri vardır, kedilerin ise yardımcıları. Kedigenler tamamen kendilerine bağımlıdırlar ve aslında insanlara ihtiyaç duymazlar. Eğer evinizde sizi hayat arkadaşı olarak seçmiş bir kedi varsa çok şanslısınız. Böyle bir onuru haketmek için çok harika bir insan olmalısınız. Kedilere soru sorarken zihninizi sakinleştirin ve karşılıksız sevgi ile tatlı bir sessizlik içinde cevabı bekleyin. Kediler Tanrı’nın yarattığı en sessiz hayvanlardır, eğer siz sessiz olursanız onlar seslerini artırırlar. Kedilere aşağıdaki soruların yanısıra özellikle hoşlarına giden felsefe, politika, ilişkiler hakkında da sorular yöneltebilirsiniz. Boşuna kedilere filozof yakıştırmasını yapmamışlar...

Bu dünyadaki hayata gelme amacın nedir?
En favori yiyeceğin nedir?
Dışarı çıkıyor musun?
Eğer dışarı çıkmıyorsan, çıkmak ister misin?
Avlanıyor musun?
İçeride ya da dışarıda avlamaktan hoşlandığın en favori hayvan nedir?
Evdeki tek kedi misin?
Sana en yakın kedi nerede ve ne renk?
Diğer kediler hakkında ne hissediyorsun?
Tek kedi olmak ister miydin?
Tüm dünyandaki en favori aktiviten nedir?
Vücudunda bir yerde acın var mı, varsa nerede?
Sana aslında kölelik yapan sözde sahibin seni daha nasıl tatmin edebilir?

Not: Bir sonraki blogumda size iletişim kurmak istediğiniz hayvan uzakta ya da ölmüş olsa bile fotoğrafı aracılığıyla nasıl bağlantı kuracağınızı anlatacağım.

Hayvanlarla konuşmak -4- Hayvanları dinlemeyi öğrenmek

Dünyamızdaki tüm canlıların bir dili vardır. Bizim beş duyumuz bunu duymak için yeterli değildir. Ancak beynimizin süper yeteneklerini geliştirerek egzersizlerle algılarımızı açabilir ve hayvanların, özellikle bizlere her zaman bir şeyler anlatmak istediğini düşündüğümüz evcil hayvanlarımızın duygu ve düşüncelerini öğrenebiliriz. Herkesin bunu yapabildiği bir dünya ne kadar barış ve sevgi dolu olurdu. Bunun için hep birlikte tüm önyargı ve şimdiye kadar bildiklerimizden arınıp boş bir zihin ile dinlemeye başlayalım.

Hayvanları dinlemeyi öğrenmek

Sessizce seçtiğiniz hayvan ile birlikte oturun. Kucağınıza defter ve kaleminizi alın. Her iletişimi bir dua ile açın. Duanızı inandığınız yüce ilahi kuvvete yöneltin ve sizden bu iletişimde yardımcı olmasını isteyin.

Şimdi nefesinize odaklanın. Üç kere bir derin ve bir normal nefes alın. Her nefesi 10’a kadar sayarak tutun. Çiğerlerinize bir altın ışık topunu çektiğinizi hissederek derin bir nefes alın. Saymaya başlayın 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10. Nefesi verin. Şimdi normal bir nefes alıp verin.

İkinci derin nefesinizi alın. Bununla birlikte omuzlarınızın gevşediğini hissedin. Nefesi tutun, verirken herhangi bir ağrı, gerginlik, acı, korku, kızgınlık, endişe, üzüntü veya iletişim hakkında endişeniz varsa salın.

Normal bir nefes alın. Hayat veren tatlı havanın çiğerlerinizi doldururken, midenizi yumuşattığını hissedin. Bu nefes ile tüm iyi şeyleri içinize alın: neşe, barış, rahatlık, sevgi, sükunet, mutluluk, zafer, heyecan. Nefesi nazikçe dışarı verin.

Dikkatinizi ciğerlerinize verin, şükrettiğiniz bir şeyi düşünün. Şimdi şükrettiğiniz başka bir şey daha düşünün ve bunun için Tanrı’ya teşekkür edin. Şimdi dünyada herkesten daha fazla sevdiğinizi bir insanı düşünün. Sonra, dünyada hayatınızda diğer hayvanlardan çok daha fazla sevdiğiniz bir hayvanı düşünün. Dudaklarınızın kenarlarındaki gülümsemeyi hissedebilirsiniz. Zihninizi sessiz tutun ve derin nefes alırken dikkatinizi kalbinize odaklayın. Şimdi eskiden sevmiş olduğunuz bir hayvanın gökkuşağı üzerinden uçup cennette olduğunu düşünün. Minnetinizin içinizi doldurmasına izin verin ve sessizce Tanrı’ya bu çok sevdiğinizi varlık ile yaşadığınız özel anlar için teşekkür edin. Eğer gözleriniz yaşarıyorsa sizden gitmenizi istediğim sihirli trans anına girmiş bulunuyorsunuz.

Kalbinizi uzayda parlayan bir gümüş yıldız olarak düşünün. “Zihniniz”i artık başınızda değil, kalbinize doğru indi. Eğer vücudunuzu alacak olursak, sizden geriye bir tek bu ışıl ışıl parlayan gümüş yıldız kalacak. Her nefes ile bu yıldız daha parlak ve büyük oluyor. Gümüş ışınlar her yöne erişiyor, siz nereye isterseniz oraya yönlendirebiliyorsunuz.

Şimdi gözlerinizi açın ve iletişim kurmak istediğiniz hayvana bakın. Kalbinizden hayvana bir köprü oluşturacak şekilde br ışın demeti yollayın. Bu hayvanı kendi hayvanlarınızı sevdiğiniz kadar çok sevmenizi istiyorum. Bu hayvanı bir insanı sevdiğiniz kadar çok sevmenizi istiyorum. Bu anda bu hayvanı herhangi bir şeyi sevdiğinizden daha çok sevmenizi istiyorum. Ne kadar dikkat çekici güzelliği olduğuna bakın. Desenlerine bakın. Duruşundaki asalete bakın. Ondaki güzelliği sanki onu ilk defa görüyormuş gibi hissetmenizi istiyorum. Eğer isterseniz nazikçe onu sevebilir ve yumuşakça şu sözleri söyleyebilirsiniz: “Seni seviyorum. Seni seviyorum. Seni seviyorum. Seni değiştirmeye çalışmayacağım. Seni kontrol etmeye çalışmayacağım. Sırlarını sana karşı kullanmayacağım. Seni idare etmeyeceğim. Bana güvenebilirsin. Ben her şeyi dinleyebilirim. Seni korumak ve savunmak için buradayım, seni yargılamak için değil. Ben sadece senin için buradayım. Senin istek ve arzularını seslendireceğim ve sahibin ne düşünürse düşünsün senin ihtiyaçlarını koruyacağım. Seni dinlemeye söz veriyorum. Seni duyabiliyorum, şimdi. Lütfen benimle düşüncelerini paylaşır mısın?”

Eğer hayvandan olumlu yanıt alırsanız bu noktada sahibi tarafından onaylanabilecek soruları sormaya geçebilirsiniz. Kalemi elinize alın ve aklınıza henüz soruları sorarken gelen ilk cevapları, hissettiklerinizi, duyguyu, resmi not alın. Bunu yaparken kendinizi hayvanın bedeninde, zihninde, onun gözlerinden bakarken, onun yerinde otururken hissetmeye çalışın.

Bir şimşek hızında gelecek duygu seli, düşünce ve resim yağmuru yaşayabilir, ağzınızda sorduğunuz sorular karşılığında farklı tatlar, vücudunuzda acı veya tatlı hisler hissedebiliriniz. Bunlar sizi şaşırtabilir ancak iletişim kestikten sonra her zaman kendi bedeninizi arındırın. Bunu yapmak için sorularınız bitip, hayvana teşekkür ettikten sonra hayvan ile aranızda kurduğunuz kalbinizden çıkan gümüş ışık demetini kesin. Tüm bedeninizin üzerine parlak beyaz yıldızların aktığını ve sardığını hayal edin, böylece hayvanın üzerinizde bırakacağı duygulardan temizleneceksiniz.

Kaynak: Amelia Kinkade, The Language of Miracles, 2006

Not: Burada anlatılan tekniği sadece hayvanlar üzerinde değil, aslında diğer bir tür olan insanlar ve bebekler üzerinde üzerinde de deneyebilirsiniz. Bir sonraki blogumda hayvanlara sorabileceğiniz sorulardan örnekler vereceğim.

Hayvanlarla konuşmak -3- Hayvanlarla iletişim kurma rehberi

Tüm dünyada hayvanlar her an konuşuyor. Peki bizler onları duyabilir miyiz? Herhalde hayatınızda bir kere olsun bu hayvanın dili olsa ne derdi diye düşünmüşsünüzdür. Eğer siz de hayvanlarla konuşmak istiyorsanız aşağıda anlattığım egzersizleri yaparak bunu gerçekleştirebilirsiniz.

Hayvanlarla iletişim kurma rehberi:

Kendinize bir hayvanlarla iletişim defteri edinin. Bu özel not defterinizi ve kaleminizi alın ve hissettiklerinizi yazmaya başlayın.

Bu rehber resimdeki hayvan iletişimcisi Paloma Bärtschi-Herrera tarafından hazırlanmıştır. http://www.tiertalk.ch/en/home-en/
http://www.tiertalk.ch/en/home-en/animal-communication/communication-guide/

Bu yönlendirmeler hayvanlarla telepatik olarak nasıl iletişim kurabilabileceği konusunda bana hayvan aradaşım Spot tarafından verilmiştir.

1. İletişim kurmak isteyeceğiniz bir hayvana karar verin.

2. Bu hayvan ile neden iletişim kurmak istediğinizi kendinize sorun.

3. Bu hayvan veya hayvan türü hakkında sahip olduğunuz tüm önyargılarınızı, öğrenmiş, duymuş veya deneyimlemiş olduğunuzu düşündüğünüz tüm davranış, kişilik bilgilerini zihninizden silin.

4. Madde 3’teki tüm detayları zihninizden sildikten sonra bu hayvan hakkında nasıl bir duyguya sahip olduğunuzu sorun.

5. Eğer halen bir duygu veya düşünce hissediyorsanız bunu da zihninizden silin ve kendinize zihninizde hiç bir şey kalmayıncaya kadar aynı soruyu sorun.

6. Kendi duygularınızı ve zihinsel durumunuzu kontrol edin ve kendinize ait duygu ve düşüncelerinizi konuşmaya hazırlanmak için bir başka tarafa kaldırın. Şimdi yeni bir şeyler algılamak için hazır olmanız gerekiyor.

7. Seçtiğiniz hayvan üzerine odaklanın. Hayvana hoşgeldiniz deyin ve ona sizinle iletişim kurma konusunda istekli olup olmadığını sorun. Bir şey için bekleyin. Ne olduğunun önemi yok. Bu bir duygu, bir kelime, bir resim, bir renk veya sadece boşluk olabilir.

8. Ne algılarsanız onun için şükredin. Ne alıyorsanız onun için mutlu olun. Mutluluk sevgiye kuvvetli bir şekilde bağlıdır ve sevgi önyargısız birbirimiz ile iletişim kurmak için gereklidir.

9. Eğer devam edebileceğinize dair pozitif bir duygu hissederseniz, sorularınızı sorun. Eğer pozitif bir duygu hissetmiyorsanız teşekkür edin ve hoşçakal deyin.

10. Eğer sorularınızı sorabiliyorsanız, her soruyu sorduktan sonra bekleyin ve ne gelirse onu hissedin. İlk düşünce, ilk duygu, ilk resim veya ilk algılama doğru olandır. Hemen bunları yazın. Çoğunlukla henüz soruyu bitirmeden bi cevap alabilirsiniz. Daha ötesini düşünmeyin. Teşekkür edin ve gelen her neyse onu kabul edin.

11. Eğer emin olamazsanız, tekrar sorun. Hayvana doğru anlayıp anlamadığınızı sorun. Eğer halen aynı duygu veya resmi hissediyorsanız ona güvenin. Tekrar teşekkür edin ve saygılı bir şekilde hoşçakal deyin.

Bunlar hayvanlarla iletişimde temel adımlardır. Madde 2-6 çok dikkatli yapılmalıdır ve madde 7’ye geçene kadar çoğunlukla yoğun pratik gerektirir.

Tüm basamakları bir seferde geçerek bir deneme de yapar ve ne olacağını görebilirsiniz. Ancak iletişimin kendi yorumlarınızı, düşüncelerinizi, önyargılarınızı, bilgilerinizi, hatta travmalarınızı içerme riski çok büyüktür. Tüm bunları seçtiğiniz hayvanın iletişimden ayırmak çoğunlukla mümkün olmaz.

Ne yazıkki bu çok sık yaşanıyor ve karışıklığın içinden çıkmak yine biz hayvanlara kalıyor, bu da her zaman kolay olmuyor. Böylece, gerçek ve temiz bir iletişim kurabilmek için zihninizi ne kadar iyi boşaltabildiğiniz konusunda kendinize yeterince dürüst olmanız gerekiyor. Bu kolay bir uygulama değildir fakat kendinize giden yolda çok faydalı bir şeydir. Kendi köklerinize geri giden yol çok önemlidir ki bu hepimizin geri dönmek istediğimiz yerdir.

Şimdi size bol eğlenceli ve heyecanlı iletişimler diliyorum!

Not: Bu egzersizi Animal Communication yahoogrubundan almıştım. Bir sonraki blogumda hayvanlarla iletişim kurmak için bir sonraki blogumda daha derin bir egzersiz yöntemi daha anlatacağım.

Hayvanlarla konuşmak -2- Maviş ve Boncuk ile iletişim deneyimlerim

Hayvanlarla iletişim konusunda denemelerimi ben de size aktarmak istiyorum. Her ne kadar kendi önyargılarımızı ve cevaplarımızı ayırmak zor olsa, gelen cevapları acaba ben mi uydurdum diye düşünsem de gelen cevaplar bana gerçekte ne olduğunu açıklamış oldu.

Dolabın kapağını kim açtı?
Kedilerim Maviş ve Boncuk oldukça sakin hayvanlardı. Evde zarar verdikleri hiç bir şey olmadı. Tabii yatak odamda açıp yerlere saçmaktan zevk aldıkları kıyafetler dışında. Yatak odamızda çok büyük bir raylı dolap var. Bu dolabın kapağı normalde bir kedinin ittirebileceğinden daha ağır diye düşünüyordum. Nasıl yapıyorlarsa bir şekilde bu kapak kayıyor ve içerdeki raflara zıplarken kıyafetler yere düşüyor ve hepsi tüyleniyordu. Her gün işe giderken dolabın kapağının altına çift kat terlik sıkıştırmama rağmen bazı akşamlar yine aynı manzara ile karşılaşıyordum. Bilirsiniz kediler kuytu yerleri severler, ne kadar odalarında onlara güzel yerler hazırlasam da bu davranışı bir türlü olurken yakalayamadım. Tabii akşam iş işten geçip dağınık halde kıyafetlerimi yerde bulunca bağırıp çağırmanın, kızmanın hayvan eğitimi açısından hiç bir anlamı yoktu. Eğer 2sn içinde görüp müdahele edebiliyorsanız bir iletişim kurabiliyorlar, yoksa geç gösterilen tepkilerinizi o anki davranışları ile birleştiriyor hayvanlar.

Bloglarımda pek çok resimlerini koyduğum kedilerimi gördüyseniz Boncuk yaklaşık 8 kiloluk poposunu yerden kaldıramayan bir tosuncuk, Maviş ile onun yarısı kadar bile değil ancak 3 kilo gelen oldukça atletik bir hanımefendi.

Sonunda bir gün akşam yine aynı manzara ile karşılaşınca sormadan edemedim. Tabii kocaman olduğu için Boncuk’u seçtim. Henüz daha bunu kim yaptı diye sorarken Boncuk’tan “Ben yapmadım. Maviş yaptı” diye bir yanıt aldım. Tabii inanmadım. Maviş o cılız haliyle 3m’lik ağır dolap kapağını nasıl kaydırarak açabilirdi ki? Yanıtın doğrulayıcı hareketini ise kısa bir süre sonra gördüm. Bir gün odamda kedilerle otururken Maviş yatağa çıktı. Dolap ile yatak arasında 25cm mesafe vardı. Yataktan dolap kapağının kenarına doğru ön ayaklarını dayadı. Altında terlikler sıkıştırılmış olmasına rağmen incecik bacakları ile ittire ittire dolap kapağını 10cm kaydırdı ve hop içeriye zıpladı. Tabii yine bir takım kıyafetler yere düştü. O sırada Boncuk bana resmen sırıtarak bakıyordu.

İletişim sonucunda ikinci çözümlediğim olay
Elimde defterim kedilerimle çeşitli sorular soruyor, cevaplar alıyorum. Aslında tüm hayvan iletişimcilerinin söylediği şey kendi hayvanlarınızla iletişim kurmanın onları bildiğiniz ve önyargılarınızdan dolayı çok zor olduğu ve bunun için tanımadığınız başka hayvanlarla başlamanız gerektiği yolunda. Bunun pratiği için bir arkadaşınız ile karşılıklı anlaşarak birbirinizin kedi ve köpeklerinizle konuşmayı deneyebilirsiniz. Böylece soruların cevaplarını da kontrol edebilirsiniz.

Ben de bir kaç arkadaşımın kedisi ile denemeler yaptım, ancak çok istekli olmadıkları için bunları pek devam ettiremedim. Denemelerim kendi hayvanlarım üzerinde devam etti.

İlk hikayemde bahsettiğim dolap kapağının açılma olayı ara sıra tekrarlanmaya devam etti. Elbise dolabımızda 3 tane kayan kapak var. Maviş kenar kapaklar kapandıktan sonra yerine yerleştiği için sadece orta kapağı açabiliyordu. O günlerde yatak odasının kapısı kırıldığı için yerinden çıkartıp duvara dayamıştık. Ancak 3cm kalınlığındaki bu kapı çok ağırdı. Tüm açılan camların üstüne zıplayıp herkesi şaşırtan Maviş acaba hiç bu duvara dayalı kağıya tırmandı mı diye merak ederken bir gün elimle Maviş’i kapının ince kenarı üstüne koymayı denedim. Tabii tavan çıkıntısına çok yakın ve dar olduğu için orada dengede duramadı aşağı indi.

Bir gün yine işten eve gelmiştim. Bir de baktım ki kapı bizim meşhur raylı dolabın üstüne düşmüş, dolabın bu sefer yan kapağı açık yerlerde eşyalar, etraf dağılmış. Olay olurken orada yoktum, kızmanın anlamı yok yine. İlk önce kapıyı kaldırıp duvara dayadım tekrar. Maviş’in kapıları açtığını bildiğim için bu önyargı ile direk ona “bu kapağı sen mi açtın?” diye sordum. Tabii ki de “ben yapmadım” diye bir cevap aldım. Boncuk da yapmamıştı. Nasıl olabilir diye düşünürken, o anda farkettim ki aslında kapağı Maviş kaydırmamıştı. Aklımda birden Maviş’in duvara dayalı kapının üzerine sıçradığı, kapının durduğu yerdeki dengesinin bozulduğu ve dolabın kenarına devrildiği, kenar kapağın da bu hareket ile açıldığının resmi belirdi. Gerçekte Maviş olayı başlatmış ancak onun şöylediği şekilde kapağı kendisi açmamıştı. Kapağı duvara dayalı duran kapı dolabın üzerine düşerek açmıştı. Bir yandan amma da yazdım diye düşündüm ancak bir olayın daha nasıl olduğunu çözmüştüm. Hayvanlar dürüst ve komik cevapları ile sizi çok şaşırtabilirler, buna hazırlıklı olun.

Not: Siz de etraftaki hayvanlar ile pek çok iletişim denemesi yaparak onlardan her türlü konuda cevaplar alabilirsiniz. Bunun için sonraki blogumda hayvanlarla iletişim kurma yöntemini anlatacağım.

Hayvanlarla konuşmak -1- Kuantum bakış açısı

“Hayvanlar konuşamaz!” bize şimdiye kadar böyle öğretildi. Tek konuşma yeteneğine sahip canlılar insanlardır. Ben de Amelia Kinkade’nin kitaplarını okuyana kadar, hatta bir de binlerce kişinin üye olduğu yahoogrubuna girene kadar aynısını düşünüyordum. Belki size inanılmaz, hatta komik gelecek ama “Hayvanlar konuşuyor! Hem de tüm gün boyunca.”. Aynen Dr. Dolittle filmlerinde olduğu gibi.

Hayvanları duymak hepinizin öğrenebileceği bir yetenek, sadece psişiklere has değil. Şimdiye kadar aileniz, okuldaki öğretmenleriniz, profesörleriniz tarafından hayvanlar hakkında öğretilen her şeyi bir kenara bırakın. Dünün bilimi bugünün bilimadamları tarafından güncelleniyor. Artık süper insan yeteneklerimizi kullanmanın vakti geldi.

Hayvanlarla iletişim konusunu ilk ortaya atan isim Penelope Smith. Binlerle hayvan iletişimcisi arasında bu konuda lider olarak görülüyor. “Animal Talk-Hayvan Dili” adında bir kitabı da var. (http://www.animaltalk.net/dolphin.htm) Hayvanlarla iletişim kurma konusunda öncelikle değiştirmemiz gereken iki önemli paradigma var. İlki onları nasıl gördüğümüz ile ilgili. Hayvanlar bizim düşündüğümüzden daha akıllı ve duygusal olarak karmaşıklar. Onlar düşünebilir, hissedebilir ve sorgulayabilir. Karmaşık ilişkilere sahipler ve bizim “insani” olarak algıladığımız tüm duyguları deneyimleyebilirler. İkinci quantum zıplamasını ise kendimizi nasıl gördüğümüz konusunda yapmamız gerekiyor. Bizim daha önce olmasının muhtemel olduğuna inanmadığımız inanılmaz güçlerimiz var. Zihinlerimiz beş duyunun da ötesinde kapasitelere sahip. Bu bizim nörofizyolojimizde, vücutlarımızda ve beyin kimyamızda. Bunu kontrol etmek, geliştirmek ve arıtmak konsantrasyon ve sabır işi.

Hayatınızda buna inanmayanlar size tüm bu psişik konulara inanmıyorum diyebilir. Ancak sadece kendilerine zarar veriyorlar. Aklın enerjisini reddetmek, elektriğe inanmayanların çalışamayacağını düşündükleri için bilgisayarı fişe takmayı reddetmelerine benzetilebilir. Bu psikokinetik enerji yeni milenyumun elektriği olarak görülebilir.

Kuantum bakış açısı ve “Sıfır Noktası Enerji Alanı”

“Tüm madde bir ‘güç’ ile yerinde tutulur... bu gücün arkasında bilinçli ve akıllı bir zihnin olduğunu farzetmemiz gerekir. Bu zihin Yaratılışın Matriksidir.” Max Planck, 1917 Nobel Ödülünü geliştirdiği bu kuantum teorisi ile aldı.

Bu yeni konsept ile Max Planck sadece kuantum fiziğinin temellerini atmakla kalmadı, aynı zamanda bilim ile spiritüalite arasındaki boşlukta köprü kurmuş oldu. Günümüzün bilimadamlarının kabul ettiği “en küçük parçacığın duruma göre (!) hem dalga, hem de noktacık şeklinde hareket ettiğini” söylemesi, zamanının bilim adamlarını karşısına almasına sebep olmuş.

1971’de aya inen NASA astronotu, ise kuantum fiziğinin tüm doğanın birbiri içindeki bağlantısını ifade etmenin mucizevi ve mistik bir dili olduğunu söylüyor. Şimdi içinizde yer alan elektronlar bir zamanlar evrende bir eski yıldız sisteminde yer almış olabilirler. Çünkü temel parçalar sonsuzdur ve bölünemez. Bu noktada içinizdeki atomlar oturduğunuz sandalye ile elektromanyetik alan değişiminde bulunuyorlar. Enerjik olarak tüm çevrenizdeki dünya ile iletişim halindesiniz. Bunu “Sıfır Noktası Enerji Alanı” (zero point energy field) ile açıklayabiliriz. Sıfır noktası enerji alanına göre eğer vücutlarınızı silecek olursak hepimizden geriye elektrikle yüklü, ışıldayarak dönen enerji alanları kalacak. Eğer tüm etrafımıza bakacak olursak her canlı ve cansızda enerji alanı bulunur. Tüm bedensel sınırları kaldırırsak her şeyi bir sıfır noktası enerji alanı içinde, bir birinden ayrı olmayan bir halde görebiliriz. İşte o zaman siz ve sizin dışınızdaki diye bir alan kalmaz, her şey tek olur.

İşte bu sıfır noktası enerji alanı içinde siz kendi alanınızdan çıkıp, büyük enerji okyanusunda yüzerek, karşınızda duran hayvanın enerji alanına ulaşabilir, onun fiziksel, duygusal acılarını hissedebilir, belkide zihnindeki resimleri görebilirsiniz.

Bilim adamlarına göre maddesel dünyayı sıfır noktası enerji alanı ile açıklarsak, tüm evrenimiz bir bölünmez kocaman enerji okyanusudur. Bizler de bu dev bir senfoni şeklinde devamlı titreşen enerji alanı içinde ufacık notalarız ve hayatın orkestrası ile farkında olmadan devamlı bilgi değiştokuşu yapıyoruz. Peki düşünce nedir? Elektrik. Duygular? Yine elektrik.

Dr. Edgar Mitchell hayvanlarla telepatiyi anlatıyor

1970’de Apollo 13 astronotu “Houston bir sorunumuz var” dediği kişi o sırada dünyada dinlemede olan astranot Dr. Edgar Mitchell idi. Kendi takımı bir sonraki ay yolculuğunu bekliyordu. Mitchell, 3 gün boyunca NASA’daki simülatörde gece gündüz uyumadan çalışarak soruna bir çözüm getirdi ve astranotları dünyaya geri getirtdi. 1971’de aya gidip geldikten sonra Dr. Mitchell, Noetik Bilim Enstitüsünü (Noetic Science Institute) kurdu ve bilinç, fizik, mistisizm ve evrim hakkındaki yeni teorileri incelemeye başladı.

2002 yılında ünlü hayvan iletişimcisi Amelia Kinkade Dr. Edgar Mitchell ile bir röportaj yaptı. Mitchell’ın kuantum açıklamalarını, Kinkade hayvanlara yönelik yorumluyor.

E. Mitchell: Her fiziksel kütlenin bizim fiziksel varlığımızla etkileşen ve titreşen bir holografik görüntüsü var. Buna kuantum hologramı deniyor. Bunu vücuttaki tüm hücrelerden çıkan ufak kuantum parçacıkları şeklinde düşünebilirsiniz.

A. Kinkade: İşte hayvanınız da aslında kuantum hologramlarından oluşan bir bütün.

E. Mitchell: Prof. Walter Schlemp Magnetic Resonans Teknolojisini (MRI) geliştirmek için Almanya’da çalışmalar yaparken enerjinin tüm fiziksel maddeler tarafından emildiğini ve salındığını buldu. Bu enerji emilimi ve salınımına bakarak bu fiziksel maddelerin tüm geçmişini kuantum seviyesinde anlamak mümkündü.

A. Kinkade: Köpeğiniz barınaktayken hayatı nasıldı? Hayvanınızın geçmişi her hücresinde kayıtlı. Sadece beyin hücrelerinde değil. Hayvanınızın holografik olarak tüm geçmiş hayatı, her bir molekülünde saklı. Hayvanınızın tüm kayıtları fiziksel vücudunda değil, aslında kendi sıfır noktası enerji alanında kayıtlı.

Eğer siz de aşağıdaki sorulara çoğunlukla evet yanıtını verebiliyorsanız o zaman hologramları okumaya başlamışsınız demektir. İşte bu sorulardaki duyguları hayvanlarla iletişim kurarken de hatırlamaya çalışın. Hayvanlarla telepati kurduğunuzda hissettiğiniz şeylerin bu kadar kuvvetli ve doğru olduğunu göreceksiniz.

1. Hiç telefonu duyduğunuzda henüz açmadan kimin aradığını bildiniz mi?
2. Bu ne kadar sık oluyor?
3. Bu bilgiyi nasıl alıyorsunuz?
4. Kişinin suratını mı görüyorsunuz, sesini mi duyuyorsunuz?
5. Kişinin ismini mi duyuyorsunuz?
6. Kişinin kokusunu mu duyuyorsunuz?
7. Kişinin enerjisini etrafınızda mı hissediyorsunuz?
8. Kişi aramadan önce hakkında eski anılarınızı mı hatırlıyorsunuz?
9. Yıllarca konuşmadığınız eski bir arkadaşınızı hiç düşündüğünüz ve ondan bir telefon, mektup aldığınız oldu mu?
10. Posta kutunuza bakmadan önce ne geldiğini bildiğiniz oluyor mu?
11. Birisiyle çıkmamanız gerektiğini hissettiğiniz ancak çıktıktan sonra bu duyguda haklı olduğunuzu düşündüğünüz oldu mu?
12. Birisiyle yeni karşılaştığınız anda ona hiç güvenmediğiniz oldu mu?
13. Birisinin yalan söylediğini düşündüğünüz ve bunda haklı olduğunuzu bildiğiniz oldu mu?
14. Daha yeni tanıştığınız biri hakkında kuvvetli bir arkadaşlık hissettiğiniz oldu mu?
15. Sevdiğiniz biri hakkında bir şeylerin kötü gittiğin hissettiğiniz ve ne yazıkki doğru çıktığı oldu mu?
16. Gittiğiniz yol yerine alternatif bir yolu denemeniz gerektiğini hissettiğiniz ancak yapmayıp trafiğe sıkıştığınız oldu mu?
17. Size zarar veren bir şeyi satın almadan önce almamanız gerektiğini düşündüğünüz oldu mu?
18. Başınıza bir kaza gelmeden önce bir şeylerin ters gideceğini sezinlediğiniz oldu mu?

Kaynak: Amelia Kinkade, The Language of Miracles.

Not: Bir sonraki blogumda size kendi deneyimlerinden bahsedeceğim.